Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Doç. Dr. Songül Alemdaroğlu
Doç. Dr. Songül Alemdaroğlu, özellikle HPV takip ve tedavisi, genital estetik ve laparoskopik cerrahi alanlarında deneyimli olup; jinekolojik kanserler, riskli gebelik takibi ve infertilite konularında bütüncül sağlık hizmeti sunmaktadır.
Pelvik sarkma (pelvik organ prolapsusu), pelvik bölgedeki organların (rahim, mesane, rektum) normal anatomik pozisyonlarından aşağıya doğru kayması durumudur. Pelvik tabanı destekleyen kas ve bağ dokularının zayıflaması sonucu ortaya çıkan bu durum, kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. 50 yaş üstü kadınların yaklaşık üçte birinde farklı derecelerde pelvik organ prolapsusu görülmekte; menopoz sonrası ve çoklu doğum öyküsü olan kadınlarda sıklığı belirgin şekilde artmaktadır. Modern ürojinekoloji pratiğinde pelvik sarkma, doğru tanı ve uygun tedavi protokolleri ile başarıyla yönetilebilen bir sağlık sorunudur.
Doç. Dr. Songül Alemdaroğlu, Adana Seyhan’daki kliniğinde kanıta dayalı, hasta mahremiyetine üst düzeyde önem veren ve kişiye özel bir yaklaşımla pelvik sarkma tanı, değerlendirme ve tedavi süreçlerinde güvenilir rehberlik sunmaktadır.
Dr. Songül Anlatıyor
HPV Bulaştıktan Sonra Aşı Yapılır mı?
Doç. Dr. Songül Alemdaroğlu, bu kısa bilgilendirme videosunda HPV pozitif olan kişilerin aşı yaptırıp yaptıramayacağını ve 9’lu HPV aşısının genital siğiller ile kanser öncüsü lezyonlara karşı koruyucu etkilerini açıklıyor. Daha fazla içerik için YouTube kanalını ziyaret edebilirsiniz →
Pelvik Sarkma Nedir?
Pelvik sarkma, tıbbi olarak pelvik organ prolapsusu (POP) olarak adlandırılan, pelvik bölgedeki bir veya birden fazla organın normal anatomik pozisyonundan aşağıya doğru kayması durumudur. Pelvik tabanı oluşturan kaslar, bağ dokuları ve fasyalar; rahim, mesane, rektum ve vajinanın anatomik konumlarını korumakla görevlidir. Bu destek yapısının zayıflaması veya hasar görmesi sonucu organlar aşağıya doğru kayar.
International Continence Society (ICS) ve ACOG kılavuzlarına göre pelvik sarkma, kadınlarda yaşla birlikte sıklığı artan, multifaktöriyel bir sağlık sorunudur. Pelvik tabanın anatomik bütünlüğünün korunması; sadece organ pozisyonu için değil, aynı zamanda idrar tutma, dışkı kontrolü ve cinsel fonksiyon için de kritik önemdedir.
Pelvik Sarkmaya Yol Açan Mekanizmalar
Pelvik desteğin bozulmasına yol açan başlıca patolojik mekanizmalar:
- Pelvik taban kas zayıflığı: Pelvik taban kaslarının (levator ani başta olmak üzere) gevşemesi.
- Bağ dokusu hasarı: Uterosakral, kardinal ligamentler gibi destek bağ dokularının yırtılması veya gerilmesi.
- Fasya defektleri: Pubocervikal ve rektovaginal fasyaların yırtılması.
- Sinir hasarı: Pelvik taban kaslarını kontrol eden sinir yollarındaki hasar (özellikle vajinal doğumlara bağlı).
- Hormonal değişimler: Östrojen düşüşüne bağlı doku elastikiyetinin azalması.
- Konjenital zayıflık: Doğuştan gelen bağ dokusu kalitesi farkları.
POP-Q Sınıflaması (Sarkmanın Derecesi)
Pelvik sarkmanın klinik şiddeti, uluslararası kabul gören POP-Q (Pelvic Organ Prolapse Quantification) sınıflaması ile değerlendirilir:
- Evre 0: Sarkma yok; pelvik anatomi normal.
- Evre I: Hafif sarkma; en çıkık nokta himen seviyesinden 1 cm üstte.
- Evre II: Orta düzey sarkma; sarkma himen seviyesine ulaşır.
- Evre III: İleri sarkma; vajen dışına 1 cm’den fazla çıkık.
- Evre IV (procidentia): Tam prolapsus; organ vajen dışına tamamen çıkar.
Pelvik sarkma, sıklıkla idrar kaçırma şikayetleri ile birlikte görülür; çünkü her iki durumun temelinde benzer pelvik taban zayıflığı yatar. Detaylı bilgi için idrar kaçırma tedavisi sayfamızı inceleyebilirsiniz. Erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımı ile kadınların büyük çoğunluğunda belirgin iyileşme ve yaşam kalitesinde artış sağlanmaktadır.
Pelvik Sarkma Tipleri ve Belirtileri Nelerdir?
Pelvik sarkma, hangi organın etkilendiğine göre farklı tiplerde görülebilir. Bir hastada aynı anda birden fazla tipte sarkma birlikte bulunabilir (kombine prolapsus). Doğru tedavi için sarkmanın tipinin ve derecesinin kesin olarak belirlenmesi şarttır.
Pelvik Sarkmanın Anatomik Tipleri
Etkilenen anatomik bölgeye göre pelvik sarkma şu tiplerde sınıflanır:
- Sistosel (mesane sarkması): Mesanenin vajen ön duvarına doğru bombe yapması; en sık görülen sarkma tipidir.
- Rektosel (rektum sarkması): Rektumun vajen arka duvarına doğru bombe yapması; dışkılama zorluğuna yol açar.
- Uterin prolapsus (rahim sarkması): Rahim ve servikal kanalın vajen içine doğru aşağı kayması.
- Vajinal kubbe prolapsusu: Histerektomi sonrası vajen üst kısmının aşağıya kayması.
- Enterosel (ince bağırsak sarkması): İnce bağırsağın vajen tepesinden aşağıya inmesi; özellikle histerektomi sonrası.
- Uretrosel: Üretranın vajen ön duvarına doğru sarkması; sistosel ile birlikte görülebilir.
Pelvik Sarkmanın Belirtileri
Belirtiler, sarkmanın tipine ve derecesine göre farklı şiddette ortaya çıkabilir:
- Vajinada baskı ve dolgunluk hissi: “Aşağı bir şey düşüyor” veya “ağırlık” hissi.
- Vajinada veya dışında kütle hissi: İleri evre sarkmada görülen elle hissedilen veya görünen yumru.
- Bel ağrısı: Özellikle gün sonunda artan, dinlenmekle azalan bel-sırt ağrısı.
- İdrar yapma sorunları: Sistosel varlığında idrar kaçırma, sık idrara çıkma, mesanenin tam boşalamaması.
- Dışkılama güçlüğü: Rektosel varlığında kabızlık, dışkıyı vajen üzerinden bastırarak çıkarma ihtiyacı.
- Cinsel ilişkide rahatsızlık: Penetrasyon sırasında ağrı, baskı veya partner farkındalığı.
- Yürürken huzursuzluk: Uzun süreli ayakta durmada artan rahatsızlık.
- Vajinal akıntı ve enfeksiyon: İleri sarkmada dış ortama maruz kalan dokularda sürtünme ve enfeksiyon.
Pelvik Sarkma Risk Faktörleri
Pelvik sarkma gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri:
- Çoklu vajinal doğum: En önemli risk faktörü; doğum sayısı arttıkça risk artar.
- İri bebek doğumu: 4000 g üzeri bebek doğumlarında risk yüksektir.
- Zorlu doğum süreçleri: Forseps, vakum kullanımı veya uzun süreli doğum eylemi.
- Menopoz: Östrojen düşüşüne bağlı doku elastikiyeti kaybı.
- İleri yaş: Yaşa bağlı doğal doku zayıflaması.
- Aşırı kilo (obezite): Pelvik taban üzerindeki sürekli baskı.
- Kronik kabızlık: Defekasyon sırasında pelvik tabana sürekli yüklenme.
- Kronik öksürük: Astım, KOAH gibi nedenler.
- Ağır kaldırma: Sürekli ağır iş veya yanlış teknikle ağırlık kaldırma.
- Genetik yatkınlık: Bağ dokusu kalitesi ailelerde farklılık gösterir.
- Önceki pelvik cerrahi: Histerektomi sonrası vajinal kubbe prolapsusu riski artar.
- Sigara kullanımı: Kronik öksürük ve doku elastikiyeti kaybı.
Pelvik sarkma belirtileri yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Hastaların büyük çoğunluğu utanarak veya “yaşlanmanın doğal sonucu” olarak algılayıp doktora başvurmayı geciktirir. Oysa erken tanı ve tedavi, hem belirtilerin kontrol altına alınmasını hem de ilerlemenin engellenmesini sağlar. Detaylı değerlendirme için bize ulaşın.
Pelvik Sarkma Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Pelvik sarkma tedavisi, sarkmanın tipine, derecesine, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve beklentilerine göre kişiselleştirilen bir süreçtir. Modern ürojinekoloji pratiğinde tedavi kademeli bir yaklaşımla uygulanır: önce konservatif yöntemler denenir, gerektiğinde minimal invaziv ve cerrahi seçenekler gündeme gelir.
Tanı Süreci
Doğru tedavi planı için kapsamlı bir değerlendirme yapılır:
- Detaylı anamnez: Şikayetler, başlangıç zamanı, günlük yaşama etkisi ve risk faktörleri sorgulanır.
- Pelvik muayene: Hastanın hem yatar pozisyonda hem ayakta muayenesi yapılır; bazen ıkındırılarak sarkma değerlendirilir.
- POP-Q ölçümleri: Uluslararası standart sınıflandırma ile sarkma derecesi objektif olarak belirlenir.
- Pelvik ultrason: Anatomik yapıların görüntülenmesi ve eşlik eden patolojilerin değerlendirilmesi.
- Ürodinami: Eşlik eden idrar kaçırma şikayeti varsa mesane fonksiyonu detaylı incelenir.
- Defekografi: Rektosel ve dışkılama sorunlarında özel görüntüleme.
- Pelvik MR: Karmaşık vakalarda anatomik haritalama için kullanılan ileri görüntüleme.
Konservatif Tedavi Yöntemleri
Hafif-orta dereceli sarkmada veya cerrahi aday olmayan hastalarda konservatif yöntemler değerlendirilir:
- Pelvik taban egzersizleri (Kegel): Pelvik kas tonusunun artırılması ve sarkmanın ilerlemesinin önlenmesi.
- Biofeedback terapisi: Hastanın doğru pelvik kaslarını çalıştırmasını öğrenmesi.
- Pessari uygulaması: Vajen içine yerleştirilen silikon halka veya disk; sarkmış organları mekanik olarak destekler.
- Topikal östrojen: Menopoz sonrası dönemde vajinal mukozayı destekler.
- Yaşam tarzı değişiklikleri: Kilo verme, kabızlık tedavisi, ağır kaldırmaktan kaçınma.
- Pelvik fizyoterapi: Uzman fizyoterapist eşliğinde özel egzersiz programı.
Lazer ve Enerji Bazlı Tedaviler
Hafif-orta vakalarda alternatif veya destekleyici olarak tercih edilen modern yöntemler:
- Fraksiyonel CO2 lazer: Vajinal mukoza kollajen üretimini uyararak destek dokusunu güçlendirir; genital lazer tedavileri bu kategoride değerlendirilir.
- Erbium:YAG lazer: Daha yüzeysel etki ile mukoza sıkılaşması sağlar.
- HIFU (yüksek yoğunluklu odaklı ultrason): Pelvik destek dokuları için non-invaziv yenileme.
- Radyofrekans tedavisi: Doku içi ısı etkisi ile kollajen yenilenmesi.
Cerrahi Tedavi Seçenekleri
İleri evre sarkmada veya konservatif yöntemler yetersiz kaldığında cerrahi seçenekler gündeme gelir:
- Laparoskopik sakrokolpopeksi: Vajinal kubbenin laparoskopik yöntemle sakrum kemiğine asılması; altın standart kabul edilen uzun ömürlü yöntem.
- Vajinal hücresel onarım: Vajen yoluyla yapılan kendi dokularıyla onarım.
- Anterior kolporafi (mesane onarımı): Sistosel için ön vajinal duvar onarımı.
- Posterior kolporafi (rektum onarımı): Rektosel için arka vajinal duvar onarımı.
- Vajinal histerektomi + kubbe asma: Rahim sarkmasında rahim alma ile birlikte destek cerrahisi.
- Sakrospinöz fiksasyon: Vajen kubbesinin sakrospinöz bağa asılması.
- Mesh (yamalı) onarım: Sentetik destek materyalleri ile onarım; özel endikasyonlarda kullanılır.
- Kombine prosedürler: Vajinoplasti ve sarkma onarımının aynı seansta yapılması.
Tedavi Sonrası Süreç
Cerrahi tedavi sonrası genel iyileşme süreci:
- Hastanede kalış: Laparoskopik yöntemlerde 1-2 gün, açık cerrahide 3-5 gün.
- İlk 6 hafta: Ağır kaldırma, koşu, yoga gibi aktiviteler kısıtlanır.
- Cinsel ilişkiye dönüş: 6. haftada hekim onayı ile başlanır.
- Tam iyileşme: 3 ayda dokular tam normal işlevine döner.
- Uzun dönem takip: 6 ayda 1 ve sonrasında yıllık kontrol önerilir.
Pelvik sarkma tedavisinde sıklıkla eşlik eden idrar kaçırma şikayetinin de aynı seansta düzeltilmesi mümkündür; ayrıntılı bilgi için idrar kaçırma tedavisi sayfamızı inceleyebilirsiniz. Uygun tedavi planı için bireysel değerlendirme şarttır; uzman görüşü almak üzere iletişime geçebilirsiniz.
Pelvik Sarkmadan Korunma ve Yaşam Tarzı Önerileri
Pelvik sarkma, büyük ölçüde önlenebilir bir durumdur. Risk faktörlerinin önemli bir kısmı değiştirilebilir yaşam tarzı seçenekleridir. Bu nedenle hem sarkmanın gelişmesini önlemek hem de mevcut hafif şikayetleri yönetmek için yaşam tarzı düzenlemeleri kritik bir rol oynar. Aşağıdaki öneriler, koruyucu ve destekleyici tedavi olarak değerlendirilebilir.
Doğum Sonrası Pelvik Bakım
Pelvik sarkmaya yol açan en önemli faktör olan vajinal doğum sonrası dikkat edilmesi gerekenler:
- Erken Kegel egzersizleri: Doğum sonrası 1. günden itibaren hekim onayı ile başlanır.
- Doğru kaldırma tekniği: Bebeği kaldırırken belden değil dizden eğilme.
- Pelvik fizyoterapi: Doğum sonrası 6. haftadan itibaren uzman desteği ile programlı egzersizler.
- Aşırı kilo alımından kaçınma: Doğum sonrası kademeli kilo verme programı.
- Erken ağır işten kaçınma: İlk 6 hafta ağır kaldırma, ev temizliği, alışveriş gibi yüklü işler kısıtlanır.
- Kabızlığı önleme: Lifli beslenme ve bol su ile defekasyon zorlanması engellenir.
Pelvik Taban Egzersizleri (Kegel)
Pelvik sarkmadan korunmanın en etkili yöntemi, düzenli pelvik taban egzersizleridir:
- Doğru teknik: İdrarı tutar gibi pelvik kasları sıkın, 5-10 saniye tutun, eşit sürede gevşetin.
- Günlük rutin: Günde 3 set, her sette 10 tekrar idealdir.
- Karın ve bacak kaslarını çalıştırmadan: Sadece pelvik tabana yoğunlaşılmalıdır.
- Düzenli uygulama: Düzenli egzersiz 8-12 hafta sonra belirgin etki gösterir.
- Ömür boyu: Sonuçların korunması için egzersizler hayat boyu sürdürülür.
- Doğru zaman: Otururken, ayakta veya yatarken yapılabilir; özel ekipman gerekmez.
Kilo ve Beslenme Yönetimi
Aşırı kilo pelvik bölge üzerinde sürekli baskı oluşturarak sarkma riskini artırır:
- BMI hedefi: 18.5-24.9 arası ideal kilo aralığı.
- Sağlıklı beslenme: Lif zengin, az işlenmiş, dengeli beslenme.
- Bol sıvı tüketimi: Günde 1.5-2 litre su; kabızlığı önler.
- Düşük etkili egzersiz: Yürüyüş, yüzme, pilates – yüksek darbeli sporlardan kaçınılır.
- Kabızlığı önleme: Lif tüketimi günde 25-30 g hedeflenir.
- Probiyotikler: Bağırsak sağlığı pelvik sağlığa katkı sağlar.
Kronik Sorunların Yönetimi
Eşlik eden kronik durumların kontrol altına alınması pelvik tabanın korunması için kritiktir:
- Kabızlık tedavisi: Sürekli ıkınma pelvik taban üzerinde tahribat yaratır.
- Kronik öksürüğün yönetimi: Astım, alerji, KOAH’ın kontrol altına alınması.
- Sigarayı bırakma: Kronik öksürüğü azaltır, doku elastikiyetini destekler.
- Hormonal denge: Menopoz sonrası topikal östrojen değerlendirilebilir.
- Düzenli jinekolojik kontrol: Yıllık muayene ile pelvik sağlık takip edilir.
Doğru Kaldırma ve Hareket Teknikleri
Günlük yaşamda pelvik bölgeye doğru yüklenme stratejileri:
- Kaldırma tekniği: Ağır eşyaları belden değil, dizleri bükerek kaldırın.
- Nefes tekniği: Kaldırırken nefesinizi tutmadan, vererek hareket edin.
- Yardım alma: Çok ağır yükler için yardım istemekten çekinmeyin.
- Postür düzeni: Otururken ve ayakta dururken omurga düzgün tutulmalı.
- Uzun süreli ayakta durmayı sınırlama: Ara verme ve oturma fırsatı yaratın.
- Sürekli oturma sınırlaması: Saatte bir kalkıp hareket edin.
Düzenli Tıbbi Takip
Erken tanı ve müdahale, pelvik sarkmanın ilerlemesini durdurabilir:
- Yıllık jinekolojik muayene: 35 yaş üstü kadınlar için rutin kontrol önemli.
- Menopoz sonrası ek değerlendirme: 6 ayda bir pelvik kontrol önerilir.
- Şikayet halinde erken başvuru: Vajinada baskı hissi, idrar kaçırma gibi belirtilerde geciktirmeden hekime ulaşın.
- Doğum sonrası 6. hafta kontrolü: Pelvik taban değerlendirmesi ile risk taraması.
Pelvik sarkma erken evrelerde fark edildiğinde, yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban egzersizleri ile büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Adana Seyhan’daki kliniğimizde her hastanın bireysel risk profili, klinik bulguları ve beklentileri değerlendirilerek kişiselleştirilmiş bir tedavi ve takip planı oluşturulmaktadır. Adana pelvik sarkma tanı ve tedavisi hakkında detaylı değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Pelvik sarkma tedavi edilebilir mi?
Evet, pelvik sarkma doğru tanı ve uygun tedavi planlaması ile başarıyla tedavi edilebilen bir durumdur. Tedavi seçenekleri; pelvik taban egzersizleri ve pessari gibi konservatif yöntemlerden, lazer ve cerrahi seçeneklere kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Erken evrelerde konservatif yöntemlerle %60-70 oranında başarı sağlanabilir; ileri evrelerde modern cerrahi (laparoskopik sakrokolpopeksi gibi) ile uzun süreli ve etkili sonuçlar elde edilir. Tedaviyi geciktirmemek ve uzman değerlendirmesi almak büyük önem taşır.
Pelvik sarkma doğum sonrası ne kadar sürede gelişir?
Pelvik sarkma, vajinal doğum sonrası aylar ile yıllar arasında değişen sürelerde gelişebilir. Bazı kadınlarda doğumdan birkaç ay içinde belirtiler başlarken, çoğunluğunda menopoz sonrası dönemde (50 yaş ve sonrası) klinik bulgular ortaya çıkar. İri bebek doğumu, çoklu doğum, zorlu doğum süreçleri erken gelişim riskini artırır. Doğum sonrası düzenli Kegel egzersizleri ve doğru pelvik bakım, sarkmanın gelişimini önemli ölçüde geciktirebilir veya engelleyebilir.
Pessari ne işe yarar, ne kadar süre kullanılır?
Pessari, vajen içine yerleştirilen silikon veya kauçuk yapıda halka, küp veya disk şeklinde tıbbi bir cihazdır. Sarkmış pelvik organları mekanik olarak destekleyerek belirtileri azaltır. Cerrahi aday olmayan, ameliyatı reddeden veya cerrahiyi geciktirmek isteyen hastalarda tercih edilir. Hekim tarafından uygun boyut belirlenir; hastaya kendi takıp çıkarma eğitimi verilir. Düzenli temizlik gerektirir ve 3-6 ayda bir hekim kontrolü yapılır. İyi tolere edildiğinde uzun yıllar kullanılabilir; nadiren tahriş veya akıntı yapabilir.
Sakrokolpopeksi ameliyatı nedir?
Laparoskopik sakrokolpopeksi, pelvik sarkma cerrahisinde günümüzün altın standardı kabul edilen yöntemdir. Operasyonda, sarkmış olan vajinal kubbe veya rahim, biyouyumlu sentetik bir mesh (yamalı destek) ile karın içinden sakrum kemiğine sabitlenir. İşlem laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılır; karında küçük kesilerden girilir. Operasyon ortalama 2-3 saat sürer; hastanede kalış 1-2 gündür. Başarı oranı %85-95 civarındadır ve uzun ömürlü sonuçlar verir. Aynı seansta eşlik eden idrar kaçırma da onarılabilir.
Mesh (yama) kullanımı güvenli midir?
Modern jinekolojik cerrahide kullanılan mesh materyalleri biyouyumlu polipropilen‘den üretilir ve uygun endikasyonda kullanıldığında güvenlidir. Sakrokolpopeksi ameliyatında abdominal yoldan yerleştirilen mesh, vajinal yoldan yerleştirilenlere göre çok daha düşük komplikasyon oranı ile çalışır. ABD FDA ve Avrupa kılavuzları, mesh kullanımının deneyimli cerrahlar tarafından dikkatli endikasyonla yapılmasını önerir. Olası komplikasyonlar (mesh erozyonu, enfeksiyon) %2-5 oranında görülür ve genellikle yönetilebilir. Karar her hastanın bireysel durumu değerlendirilerek verilir.
Kegel egzersizleri pelvik sarkmayı düzeltir mi?
Kegel egzersizleri, hafif ve orta dereceli pelvik sarkmada belirgin iyileşme sağlayabilir. Pelvik taban kaslarını güçlendirerek hem mevcut belirtileri azaltır hem de sarkmanın ilerlemesini durdurur. Düzenli uygulamada %60-70 başarı elde edilir. Ancak ileri evre sarkmalarda (Evre III-IV) Kegel egzersizleri tek başına yeterli olmaz; cerrahi tedavi gündeme gelir. Yine de ileri vakalarda da cerrahi öncesi ve sonrası destek olarak değerlendirilir. Doğru teknik öğrenmek için pelvik fizyoterapist desteği önerilir.
Pelvik sarkma olan kadın hamile kalabilir mi?
Pelvik sarkma kendiliğinden gebeliğe engel değildir; ancak gebelik süreci ve doğum şekli özel olarak planlanmalıdır. Gebelik sırasında karın içi basıncın artması ile sarkma şikayetlerinde geçici artış olabilir. Cerrahi tedavi planlanan kadınların gebeliği tamamlamış olması ideal olarak önerilir; çünkü sonraki gebelik ve doğum, cerrahi sonuçları olumsuz etkileyebilir. Mevcut sarkması olan kadınlarda sezaryen tercih edilebilir. Gebelik öncesi ve süresince pelvik fizyoterapi destekleyici olabilir.
Cerrahi sonrası ne kadar sürede normal hayata dönülür?
Pelvik sarkma cerrahisi sonrası iyileşme süreci ortalama 4-6 hafta sürer. Laparoskopik yöntemlerde iyileşme açık cerrahiye göre daha hızlıdır. İlk 2 hafta hafif aktivite, evdeki temel rutinlere dönüş yapılabilir. 3-4. haftada ofis tipi işlere geri dönülür. 6. haftada hekim kontrolü ile cinsel ilişkiye ve düzenli sportif aktivitelere izin verilir. Ağır kaldırma, koşu, yoga gibi yüksek darbeli aktiviteler 3 ay süre ile kısıtlanır. Tam iyileşme ve sonuçların belirginleşmesi 3-6 ayı bulabilir.
Uzmanlık Alanları
Sağlığınızla ilgili diğer konularda da uzman değerlendirmesi almak isterseniz, aşağıdaki tedavi alanlarımızı inceleyebilirsiniz:
Blog Yazılarımız
Kaynakça
Sitemizdeki tıbbi içerikler, güncel ve kanıta dayalı ulusal ve uluslararası sağlık otoritelerinin kılavuzlarına dayanarak hazırlanmaktadır. Aşağıda referans alınan başlıca kaynakları inceleyebilirsiniz.
Önemli Not
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel tıbbi tavsiye yerine geçmez. Pelvik sarkma tanı ve tedavi süreci kişiye özeldir; değerlendirme, izlem ve uygulamalar için mutlaka uzman jinekoloğunuza başvurunuz. Sayfa içeriği Doç. Dr. Songül Alemdaroğlu tarafından klinik deneyim ve güncel bilimsel literatür ışığında hazırlanmıştır.
Yüksek teknoloji ve uzman tecrübesiyle
